130 Yıl Süren Gizem: H.L. Hunley Mürettebatının Ölüm Sebebi Ortaya Çıktı

Günümüzün en gelişmiş nükleer denizaltıları, karmaşık teknolojileri ile dikkat çekerken, bu tür savaş makinelerinin kökenleri karanlık ve gizemli bir geçmişe dayanmaktadır. Amerikan İç Savaşı sırasında, 1864 yılında bir düşman savaş gemisini batıran ilk denizaltı olarak bilinen H.L. Hunley, hem kazandığı zafer hem de 130 yılı aşkın süren gizemi ile tarih sayfalarına kazındı. 1995 yılında bulunan enkaz, araştırmacılar için şoke edici bir manzara sunuyordu: 8 kişilik mürettebat, görev yerlerinde “huzur içinde” otururken hayatlarını kaybetmişti.

H.L. Hunley, 17 Şubat 1864 tarihinde USS Housatonic adlı savaş gemisini batırarak askeri tarihte önemli bir yere sahip oldu. Ancak bu zaferin hemen ardından, denizaltı ve içindeki mürettebat kayboldu. 1995 yılında yazar Clive Cussler ve ekibi tarafından yapılan keşif, tıp ve bilim dünyasında birçok soruyu gündeme getirdi; mürettebatın kemikleri, sanki bir şey olmamış gibi oturur vaziyette bulundu.

Normal koşullarda, batmakta olan bir denizaltıda mürettebatın panik yaşayıp çıkış kapağına yönelmesi ve kurtulma çabası göstermesi beklenir. Ancak Hunley’in askerleri, yerlerinden en ufak bir hareket dahi etmeden kalmışlardı. Bu durum, denizaltının bir oksijen yetersizliği nedeniyle mi yoksa ani bir olay sonucu mu battığını sorgulattı.

Duke Üniversitesi araştırmacılarının 2017 yılında yayımladığı çalışma, bu gizemi çözmeye yardımcı oldu. Araştırmalar, Hunley’in düşman gemisini batırmak için kullandığı “seren torpido” (uzun bir sırığın ucuna takılı patlayıcı) sistemi nedeniyle trajik bir sona ulaştığını ortaya koydu. Denizaltının burnuna bağlı 5 metrelik bir direğin ucundaki 60 kilogramlık barutun patlaması, sadece düşman gemisini değil, Hunley’in mürettebatını da etkileyen devasa bir şok dalgası oluşturmuştu.

Araştırmalar, bu patlamanın yarattığı ikincil şok dalgasının, denizaltının metal gövdesinin içinden geçerek mürettebatın akciğerleri ve beyinleri üzerinde yıkıcı bir etki yarattığını göstermektedir. Bilimsel verilere göre, böyle bir şok dalgasına maruz kalan mürettebatın hayatta kalma şansı yalnızca %16 olarak hesaplanmaktadır. Patlama anında askerler, ne olduğunu anlayamadan, ani bir travma ile hayatlarını kaybetti. Bu durum, neden hiçbiri çıkış kapısına yönelmedi ve görev yerlerinde “huzur içinde” oturduklarının da yanıtını veriyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir