Gazeteci Fatih Altaylı, kişisel internet sitesinde yayımladığı yazısında Türkiye’deki adalet sisteminin muhalefet partilerine ve tutuklu gazetecilere yönelik uygulamalarını eleştirdi. Altaylı, adalet duygusunun büyük zarar gördüğünü ifade ederek, “Yargının imajını düzeltmek isteyenler bu durumun farkında mı?” diye sordu. 14 Mayıs 2026 tarihli yazısında, Türkiye’de yargının muhalif sesleri susturma aracı haline geldiğini vurguladı.
Altaylı, tutuklu gazeteci İsmail Arı’nın durumuna dikkat çekerek, “İstenen ceza, mantıksal olarak geçerli olmasa da 1 yıl ila 3 yıl arasında hapis. Üst sınırdan ceza alması durumunda bile, yattığı süre bu cezayı fazlasıyla karşılıyor. Peki, İsmail Arı neden hala tutuklu?” şeklinde eleştirilerde bulundu. Ayrıca, casusluk davasındaki durumun benzer bir tabloya işaret ettiğini belirtti ve “Paniğe gerek yoktu, İmamoğlu’nun serbest kalması beklenmiyordu. Sadece Merdan Yanardağ hapisten çıkacaktı, diğerleri değil.” ifadelerini kullandı.
Altaylı, yazısında CHP’li belediyelere yönelik operasyonların çoğunlukla bu partiden olan başkan ve bürokratları hedef aldığını ve bunun adalete olan güveni sarstığını belirtti. İsmail Arı’nın tutuklanmasının ardındaki gerekçelerin makul olmadığını vurgulayan Altaylı, “İddianamesi hazırlanması 10 dakikalık bir iş olmalıydı. İki ay boyunca beklemesi adaleti daha da yıpratmıyor mu?” dedi.
Casusluk davasında ise, tutuklu yargılanan Merdan Yanardağ’ın durumunu ele alan Altaylı, “Dava ilk duruşmada çökmüştü. Suçlamalar geçersizdi ve bu durum artık daha fazla göz ardı edilemez hale gelmişti.” yorumunu yaptı. Yazısını, yargının imajına zarar veren bu tür kararların farkında olup olmadıklarını sorgulayarak sonlandırdı.