İsviçre, tarihi boyunca karşılaştığı en büyük çevre krizlerinden biri ile yüz yüze. Son on yıl içinde buzullarının %25’ini kaybeden ülke, bu durumun etkileriyle mücadele ediyor. Dağlardaki denge bozulmaları nedeniyle, kanton yönetimleri acil durum ilan ederek tahliye operasyonlarına başladı.
DAĞLARDAKİ HAREKETLİLİK TAHLİYELERİ ZORUNLU KILIYOR
Valais ve Graubünden kantonlarında, buzulların erimesiyle birlikte gevşeyen kaya kütleleri yerleşim alanlarını tehdit ediyor. Jeologların “saniyeler içinde çökebilir” uyarısı yaptığı Brienz ve çevresindeki köylerde sirenler çalmaya başladı. Hükümet, can kaybını önlemek amacıyla bu bölgelere girişleri yasaklayarak “Acil Durum” statüsü ilan etti.
GERİ DÖNÜŞÜ OLMAYAN BİR DURUM
Bilimsel veriler, buzul kayıplarının ciddiyetini gözler önüne seriyor. İsviçre’nin buzulları, son on yıl içinde hacimlerinin dörtte birini kaybetti. 2026 kışının beklenenden daha sıcak geçmesi ve kar örtüsünün yetersiz kalması, buzulları yaz güneşine karşı savunmasız hale getirdi. Uzmanlar, “Artık buzulları biz korumaya çalışıyoruz ama bu noktada çok geç kalmış olabiliriz” şeklinde açıklamalarda bulundu.
ULUSAL SEFERBERLİK İLAN EDİLDİ
İsviçre Federal Konseyi, buzul erimesini bir “ulusal güvenlik meselesi” olarak değerlendirdi. Acil durum ilanıyla birlikte, uydu ve dronlarla sürekli izleme sistemleri devreye alındı. Erime sularının barajlara ve demiryollarına zarar vermemesi amacıyla tahliye kanalları oluşturuluyor. Mevcut koşullarla devam edilirse, 2100 yılına kadar Alpler’in tamamen “yeşile döneceği” öngörülüyor.
“BEYAZ ALTIN” KAYBOLUYOR
İsviçre’nin “Avrupa’nın su kulesi” olma özelliği büyük bir tehlikeyle karşı karşıya. Buzulların yok olması, yalnızca yerel köylerin boşaltılmasıyla kalmayıp aynı zamanda Avrupa’nın en büyük nehirleri olan Ren ve Rhone’nin beslenme kaynaklarının da kuruması anlamına geliyor. Uzmanlar, halkı dağlık alanlardaki rotalardan uzak durmaları konusunda ciddi uyarılarda bulunuyor.