Türkiye’de milyonlarca insan sağlık tehdidiyle karşı karşıya… Yoksulluk, bireylerin sağlığını olumsuz yönde etkiliyor: Akciğer hastalıklarında dikkat çekici bir tablo ortaya çıkmakta. Uzmanlar, “Yoksulluğun akciğerlere ve genel sağlığa olan etkilerini son yıllarda daha fazla gözlemliyoruz” şeklinde uyarıda bulunuyor. Yapılan araştırmalara göre, göğüs hastalıkları hastanesine başvuran hastaların neredeyse yüzde 90’ı düşük sosyoekonomik statüde (SES) olan bölgelerde ikamet ediyor ve bu hastaların hastanede kalma süreleri de daha uzun.
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), sağlık üzerindeki sosyal etkileri vurgularken; Türk Toraks Derneği, “Yoksulluk ve Akciğer Hastalıkları” konulu bir kitap yayınlamak üzere hazırlık yapıyor. Kongrede konuşan Türk Tabipleri Birliği Uzmanlık Dernekleri Üyesi Osman Elbek, sağlık sorunlarının tamamının ekonomik faktörlerle bağlantılı olduğunu vurguladı. Elbek, gelir düşüklüğü, sağlıksız çevre koşulları, yetersiz beslenme ve sosyal dışlanmanın yarattığı uzun süreli stresin, akciğerlerde ciddi hastalıklara yol açtığını belirtti. “Buna ‘alostatik yük’ diyoruz ve günümüzde akciğer hastalıklarının nerdeyse tamamının kaynağını oluşturduğunu biliyoruz” dedi.
Elbek’in meslektaşları ile birlikte yaptığı bir araştırmaya göre, 2023 Eylül ile 2024 Ağustos arasında göğüs hastalıkları hastanesine yatan hastaların yüzde 86,7’si düşük SES bölgelerinde yaşıyordu. Bu hastalar, yüksek SES bölgelerinde yaşayan hastalara kıyasla daha genç olmalarına rağmen, hastanede 7 güne kadar daha uzun süre kalıyor ve yeniden hastaneye başvuruyorlar.
Elbek, uzun süreli stresin vücutta çeşitli sağlık sorunlarına yol açtığını belirterek, “Uzun süreli stres, bağışıklık sistemini zayıflatıyor ve KOAH, zatürre, akciğer kanseri gibi hastalıkların yanı sıra hipertansiyon, koroner arter hastalığı, inme, şeker hastalığı, obezite, anksiyete ve depresyon gibi sorunlara da neden oluyor” şeklinde konuştu.
Çocukların sağlıklı bir şekilde büyümesinin önemine de değinen Elbek, “Eğer çocuklar eşit bir ortamda büyütülmezse, akciğer gelişimleri olumsuz etkilenir. Yoksul bir ailede yetişen çocuklar, sağlıklı koşullarda barınamaz ve yeterli beslenemezse, bu durum yetişkinlikte ciddi sağlık sorunlarına yol açar. Bunları sadece ilaç ve inhalerlerle düzeltmek mümkün değil” ifadelerini kullandı.
Elbek, sağlık hizmetlerinin sadece reçete yazmaktan ibaret olarak görülmesinin büyük bir sorun teşkil ettiğini vurgulayarak, “Türkiye yılda 1 milyar sağlık hizmeti sunuyor, ama sosyal politikalarla desteklemediği için hastalıkları iyileştiremiyor ve ölümleri engelleyemiyor. Bu nedenle, sağlık hizmetleri sağlayanlar kazanıyor, ama halk kaybediyor. Türkiye, sağlık hizmeti sunmakla övünmek yerine, OECD ülkeleri arasında en kötü gelir eşitsizliğine sahip olduğunu kabul etmeli ve bu eşitsizliği azaltmak için adımlar atmalıdır” dedi.
Hacer Foggo ise TÜİK verilerine atıfta bulunarak, 24 milyon insanın sağlıksız konutlarda yaşadığını ve 29 milyon insanın yeterli besine ulaşamadığını belirtti. Foggo, “Bir ülkede yoksulluk, barınma koşulları ve beslenme yetersizliği gibi sorunlar görmezden gelindiği sürece, kimse gerçek bir iyileşme yaşayamaz ve gelişim geriliği kaçınılmaz olur” şeklinde uyardı.